Aylık Arşivler: Ekim 2011

Mesnevi’ye bakış gayesi hakkında…

“Bu meselenin içi tamamen boşaltılmış vaziyette. İnsanlar bir konuyla ilgilendikleri vakit, hele tasavvuf gibi, din gibi çok daha derin konularla ilgilendiklerinde esasında kendi sorularının cevaplarını ararlar. “Ben ne yapmalıyım?”, ” Ben nasıl olmalıyım?” gibi şeyler sorarlar ve cevap bulmaya çalışırlar. Şimdi burada, modern dünyada herşey tersine dönmüş durumda. İnsanlar ferdiyetçiliğini, kibirini ve gururunu o kadar arttırdılar ki, “Ben ne kadar iyiymişim” diye bakıyorlar Mesnevi’ye. Kendini arıyorlar ama kendini ararken kendi yanlışlarını düzeltme endişesinden değil de “Ben ne kadar güzelmişim” diye kendi kibirini arttırmak için arıyorlar. Dolayısıyla Avrupa’da adı Mesnevi olsun, adı bir hint şairi Ekber olsun vs bütün bunları batı dünyası hemen hamburger kültürünün içine oturtuveriyor.

Bir de geleneğin içerisinde devam etmesi gereken gelenekler var ki, onlar devam edemiyor. En göz önünde bulunan mevlevi kültürü. O da Konya folklörü olmuş. Avrupalılar, eskiden, dönen mevlevi kıyafetli adamları tarikat mensubu sanıyordu. Adam “ver elli lira döneyim” deyince onun da balonu söndü.” K.Erguner

Eymir…

Ankara’dan Konya yönüne giderken sol tarafta, ODTÜ’ye ait bir göl Eymir…Konsantre bir Abant da denilebilir şüphesiz…Garip ama ben buraya okulda ögrenci iken gitmemiştim hiç. Arada yurtta anons gelirdi; “Eymire agaç dikmeye gidilecek…Gitmek isteyenlerin pazar günü saat 8′de falanca yerde …..” İşin açıkçası ben okulun bir gölü oldugunu biliyordum ama nerde oldugunu nasıl gidildigini pek bilmiyordum. Dogrusu o ya, gölünün de kendisi gibi iç karartıcı oldugunu düşünüyordum hep…Haklımıymışım yoksa kuruntumuymuş kafamın içindeki “kara göl” imajı, pek karar veremedim…Bir de siz bakın bakalım, ne dersiniz ?

This slideshow requires JavaScript.

brokoli mevsimi

  • yag ulan deli yagmur …k20d’ye, su geçirmez lenslere o kadar parayı herkes yagmurdan kaçarken bile fotograf çekebilmek için saydık…yagmazsan namertsin…hele haftasonu yagmazsan daha da bi namertsin…(agaoglu gülüşü) hahahaha
  • eskiden mevsimin degiştigini farlı meyve ve sebzelerin pazarlara gelip gitmesinden anlardık…kış portakalla birlikte giderken, bahar erikle beraber gelirdi…nicedir her mevsimin meyvesi sebzesi marketlerde orda şurda bulunabiliyor olmasına ragmen bana sanki brokoli hala sonbahar ile beraber geliyormuş gibi geliyor…
  • iki damla yagmur yagdı diye şair kesilen, “gözleri yaşlı istanbul, hüznüne kurban olam..” ya da “gözleri yaşlı, gönlü puslu, denizi tuzlu istanbul…”diye methiyeler dizmeye kalkan güzel kardeşlerim…lütfen ölün…rica ediyorum bi zahmet ölüverin…velev ki liseli de degilseniz, niye oksijen tüketiyorsunuz ki ?
  • kitap alma hızı kitap okuma hızımı geçmiş bir insanın yolu yol degildir …uyarmak lazım…hımmm..

 

nasıl farkedecek ki ?

“ulen şuraya gidelim dedik geldi, burda oturalım dedik geldi, şu şehire bu şehire gezi yapalım dedik geldi, yedik, içtik, gezdik, eğlendik ama iş açılmaya gelince ”aaa böyle hissettiğini hiç farketmemiştim.artık görüşmeyelim istersen” moduna geçti.daha nasıl farkedeceksin ki, yapmadığımız romantik atraksiyon kalmadı.bu kadar şeyi ahmete, mehmete, osmana, hamdiye yapsam okey masasını bırakıp parkta bahçede el ele verip gelecek planları yapıyor olurduk”

 

behzat ç.

bütün lüzumlu lüzumsuz diziler başladı da bizim behzat ç. hala niye başlamadı ya la ?

feryad

Bak hele bir dinle…Öyle ya, “Sen” gibi birisi muhakkak anlar..? Mizenem feryad,  her çi badabad…(Haykırıyorum, her ne olursa olsun… ! )

Benim ümidimi benden alma Allahım…

Benim özlemiş gönlümü kırma Allahım

Yuvamdan ayrıyım, başım göge yönelmiş,

Faydam yok, dostlarımdan ayrı düştüm…

Fırtınanın belası yüzünden kanatlarım kırılmış…

Benim ümidimi benden alma Allahım…

Benim özlemiş gönlümü kırma Allahım…

Yüregimdeki ipek rengini kaybetmiş..

Kafes içinde iken derdimi kime diyeyim ki…

(Eyvah) yazıklar olsun ki kader benim kollarımı baglamış…

(işte hal böyle iken) Gece gündüz bogazımda hıçkırıklar dügümlenir…

Haykırıyorum,  her ne olursa olsun…

Aman bu tufanın elinden…Aman bu adaletsizlikten…

Benim ümidimi benden alma Allahım…

Benim özlemiş gönlümü kırma Allahım…

feryat ki feryadıma imdad edecek … ?

6-7 yıl kadar önce, ödev, proje final koşuşturmacası sırasında “feryat ki feryadıma imdad edecek yok” diye avaz avaz feryad u figan eyledigimde, nedir feryadın senin diyerek osmanlıca metin çözümlemelerine yardım eden Gülrû abla, Ankaraya gelip de kardeşini görmeden gitmek olmazdı zaten de mi ?

Hem belki farkında bile degilsindir ama “Aba” kelimesinin sürurla degil de gamla anıldıgı bir zamanda şairi de yalanladın ya sen…Demek ki olurmuş bir hanede mihman mihman üstüne…

İddiayı da sen kazandın..adam ölmemiş…ölen başka birisiymiş..hafızam yanıltmış beni..elinde fırsat varken keşke şahmaranı isteseydin ki zaten Mardin yolu gözüküyor tuzsuzdelibekir’e..

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.