Category Archives: üç harf beş nokta
Şehrazat
Sen gündüzün gecenin haricinde
Sen kalbin atışında kanın akışında
Sen Şehrazat bir lamba bir hükümdar bakışında
Bir ölüm kuşunun feryadını duyarsın.
Sen bir rüya geceleyin gündüzün
Sen bir yağmur ince, hazin
Sen şarkılarca büyük uzun
Sen yolunu kaybeden yolcuların üstüne
Bir ömür boyu yağan bir ömür boyu karsın.
Sen merhamet sen şefkat sen tiril tiril kadın
Sen bir mahşer içinde en aziz yalnızlığı yaşadın
Sen başını çeviren cellat başının güne
Sen öyle ki sen diye diye seni anlayamayız..
Şehrazat ah Şehrazat..
Sen sevgili, sen can, sen yarsın…
S.Karakoç
geri gelen mektup
ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
pervane olan,kendini gizler mi alevden?
sen istedin,ondan bu gönül zorla tutuştu..
gün senden ışık alsa da bir renge bürünse;
ay secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
her şey silinip kayboluyorken nazarımdan,
yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse…
ey sen ki, kul ettin beni onmaz yakışınla,
ey sen ki, gönüller tutuşur her bakışınla!
hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince
çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince
gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
gözler ki, birer parçasıdır senden ilah’ın,
gözler ki, senin en katı zulmün ve silahın,
vur şanlı silahınla,gönül mülkü düzelsin;
sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!
bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden,
bir yüz ki,yapılmış dişi kaplanla hüzünden…
hasret sana,ey yirmi yılın taze baharı,
vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.
dinmez! gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
dinmez! ebedi özleyişin bestesidir bu!
hasret çekerek uğruna ölmek kolaydı,
görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı..
dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
tek bendeki volkanları söndürse denizler!
hala yaşıyor gizlenerek ruhuma “kaabil”,
imkanı bulunsaydı, bütün ömre mukabil
sirretmeye elden seni, bir perde olurdum.
toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.
mehtaplı yüzün tanrı’yı kıskandırıyordur,
en hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur;
kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik..
Hümeyra
![]()
gülistan-ı letafet sevgili !…
içimdeki yangına gül-abı baran ile saçılıp aşkın ile serpil bana… resmet ki beni…avucumdaki siluetine dökülen dide-i baran halimi anlayan olsun… tablolarından dökülen keskin bakışların şaşkın gönlümü parçalasın… her gördüğüm gonce-i gül gözün gibi… ruhlar aleminden dökülen hoşnut olduğum sözün gibi… karanlığımı yaran dırahşan-ı ruhsar gibi… hattatlığımı gözüne sürme ile nakşetsin… zira ok temrinine benzeyen kirpiklerin su ferahlığında düşüp yüreğime, hararetimi yatıştırırcasına… gönlüm atlas bahçelerden rayihalarla saçılsın sana…
ey gülistan-ı letafet sevgili !… ümidim odur ki hoş yürüyüşlü…hoş salınışlı… serviyi andıran pesendide üftade gibisin… şayet bir huzmecik bakuşuben hande-i naz ile gül i rana verirsen bana… gönlümde büyüttüğüm servinin kumru gibi yalvarmasını, ram ederim sana… nasıl ki sarhoşa şarap içmek zum olmuş bedenine hoş geliyorsa… benim de aklımı başıma getiren lal dudaklarından dökülen sözlerin… lakin ruhundan ahenkle güzel gülü resmettiğin yansımaların bende hu…bülbül olup dökülen kanımdır gülün tattığı bedende mey… nil nehri deltasında lebolyalardan tanıdığım mısır ülkesinin tanrısı ra… hü… mey… ra… gönül mizacımı değiştirdiğim sensin, gördüğüm ilk günden beri letafetini…
ey gülistan-ı letafet sevgili !… gönlüme düşen mucizeyken… gönül narım suyuna hasretken… dostluğunun ebedi olmasını dilerken… desen ki bana… dostluğum adına zehri iç bileyim seni… içmezsem ab-ı hayat diye aşkın mahşer günü, cehennem ateşlerinde yanayım… ey gönlüm! dertlerine derman olabilirse günahkar bedenim… sana olan susamışlığıma ruhlar aleminden arınmışlığım… sana olan aşkınlığım keramet denizlerinden ummana varmışlığım… cehennem korkusundan yanmış gönlüme heyulan ile gül-i baran serpiştirsin…vuslat çeşmesini ararken gönül aleminden birden bire düşsün gönül sinesine… rahmana elimi açtığım dualarımda dilediğim demek sensin… siluetini gördüğüm gül-i ra’na sensin… demek nisan yağmuru gibi gönlüme düşen teranelerden kalemime dökülen ilk günün denemesi sensin…
bir cuma akşamında, sensin tren yolculuğumdaki trendimi yükselten… demek sensin ruhlar aleminde ilk ve son yolculuğumda hu diyerek…mey içerek… mısır ülkesinin ra tanrısı… hü…mey…ra… demek sendin
