Tüyap

  • Benim gibi iki yıldır 6-7 saatlik yolu teperek,  istanbula kitap fuarına kadar gidip de iki fuardan da bir tane bile kitap almadan gelen bir kişi daha varmıdır acaba ?
  • Bence bu sultan ahmet köftecisini abartıyorlar…köfteler bimde satılan inegöl köftelerinden hallice…

 

Asimo

Honda’nın insanımsı robotu Asimo bi kıvraklaşmış, çevikleşmiş..aşagıdaki videoda robotun yürürken karşılaştıgı kişilerden dolayı yönünü çevirme kaabiliyeti hakkında küçük bir deney var.

videoya yapılan yorumlardan biri baya güldürdü beni.

asimo’nun mesajı: kızlardan uzak durun, zaman ve paradan tasarruf edin, mutlu olun…

Türk Edebiyatı

Bir zamanlar takip ederdim. sonra neden bilmem bıraktım.eksikligini de aramadım. arada kitapçılarda falan dekkelirse şöyle bir bakar sayfalarını karıştırırdım. bir blogdaki bir yazıyı gülerek okurken hatırladım dergiyi takip etmeyi neden bıraktıgımı….

 

Türk Edebiyatı niye çıkar ki? Bileniniz var mı Allah aşkına. Niye çıkıyor bu dergi? Yazısı çıkan bir iki akademisyenin dışında alan da yok herhalde. Beşir Ayvazoğlu bir toplantıda 400 tane devlet kurumlarında abonesi var, bayilerde neredeyse hiç satılmıyor demişti. Satılmaz tabii. Dergide bugüne ve bugünün insanına dair bir şey bulmanız çok zor. Herkes eski zaman diliminde yaşıyor. Sanki zaman algılarında bugün ve yarın gibi şeyler yokmuş gibi davranıyorlar. Dergide şu tür başlıklara çok sık rastlarsınız: Heey Koca Osmanlı, Bir Zamanlar Fatih’te, Eski Günlerin Getirdiği, Tozlu Rafların Arasında, Paslı Kütüphanemde Dinelirken, Elbet Bir Gün Viyana, Türk Armudunun Milli Kimliği vesaire vesaire.
Türk Edebiyatı dergisinde her şeyin başına “Türk” sıfat-ı müşebbehesi getirilir.  Derginin adından mıdır nedir bilmem. Mesela bu sayıda “Türk fotoğrafı”nı duydum. Gelecek sayılarda “Türk buğdayı”, “Türk Çimentosu”, “Türk Zırıltısı”nı duymaya hazır olun.
İlk yazının bir röportaj olması da yine bu dergiye mahsus olsa gerek. “Türk fotoğrafı” sanatçısı Gültekin Çizgen’le yapılmış. Birkaç sayfa ötede “Selimiye’nin Metafiziği” diye bir yazı var. İddialı bir başlığın altında Marifetname şunu der, İbn Arabi bunu der diye devam eden bir yazı bekliyor sizi. Peki sen diyorsun? Onun cevabı yok.
19.sayfada beton santrali, 34.sayfada makine parçaları satan bir firmanın reklamı. Dergi demek ki ekonomik krizde. Yoksa bu reklamlar edebiyat dergisine alınır mı yahu! Ya arkadaş satılmıyorsa, para da yoksa çıkarmayıverelim de oturalım demez bu dergici milleti. Onur meselesi yapar. “Donunu sattı, dergiyi çıkardı abi” dedirtmek için yırtar kendini.
H. Bilen Buğra’nın tatsız öyküsünde 5 tane dipnot var. Öyküyü unutmuş makale yazıyorum zannetmiş anlaşılan. Halit Ertuğrul gibi. Bu abimiz de dipnotlu roman yazanlardan. Allah rızası için ama. Herkes imana ersin diye.
Hararetle tavsiye ederim ki şiirlere hiç bakmayın. Hızlı bir şekilde Türk Edebiyatı’ndaki şiirlerden uzaklaşın. Vatan millet aşkı için.
kaynak: mecmualar.blogspot.com

Mesnevi’ye bakış gayesi hakkında…

“Bu meselenin içi tamamen boşaltılmış vaziyette. İnsanlar bir konuyla ilgilendikleri vakit, hele tasavvuf gibi, din gibi çok daha derin konularla ilgilendiklerinde esasında kendi sorularının cevaplarını ararlar. “Ben ne yapmalıyım?”, ” Ben nasıl olmalıyım?” gibi şeyler sorarlar ve cevap bulmaya çalışırlar. Şimdi burada, modern dünyada herşey tersine dönmüş durumda. İnsanlar ferdiyetçiliğini, kibirini ve gururunu o kadar arttırdılar ki, “Ben ne kadar iyiymişim” diye bakıyorlar Mesnevi’ye. Kendini arıyorlar ama kendini ararken kendi yanlışlarını düzeltme endişesinden değil de “Ben ne kadar güzelmişim” diye kendi kibirini arttırmak için arıyorlar. Dolayısıyla Avrupa’da adı Mesnevi olsun, adı bir hint şairi Ekber olsun vs bütün bunları batı dünyası hemen hamburger kültürünün içine oturtuveriyor.

Bir de geleneğin içerisinde devam etmesi gereken gelenekler var ki, onlar devam edemiyor. En göz önünde bulunan mevlevi kültürü. O da Konya folklörü olmuş. Avrupalılar, eskiden, dönen mevlevi kıyafetli adamları tarikat mensubu sanıyordu. Adam “ver elli lira döneyim” deyince onun da balonu söndü.” K.Erguner

Eymir…

Ankara’dan Konya yönüne giderken sol tarafta, ODTÜ’ye ait bir göl Eymir…Konsantre bir Abant da denilebilir şüphesiz…Garip ama ben buraya okulda ögrenci iken gitmemiştim hiç. Arada yurtta anons gelirdi; “Eymire agaç dikmeye gidilecek…Gitmek isteyenlerin pazar günü saat 8′de falanca yerde …..” İşin açıkçası ben okulun bir gölü oldugunu biliyordum ama nerde oldugunu nasıl gidildigini pek bilmiyordum. Dogrusu o ya, gölünün de kendisi gibi iç karartıcı oldugunu düşünüyordum hep…Haklımıymışım yoksa kuruntumuymuş kafamın içindeki “kara göl” imajı, pek karar veremedim…Bir de siz bakın bakalım, ne dersiniz ?

This slideshow requires JavaScript.

brokoli mevsimi

  • yag ulan deli yagmur …k20d’ye, su geçirmez lenslere o kadar parayı herkes yagmurdan kaçarken bile fotograf çekebilmek için saydık…yagmazsan namertsin…hele haftasonu yagmazsan daha da bi namertsin…(agaoglu gülüşü) hahahaha
  • eskiden mevsimin degiştigini farlı meyve ve sebzelerin pazarlara gelip gitmesinden anlardık…kış portakalla birlikte giderken, bahar erikle beraber gelirdi…nicedir her mevsimin meyvesi sebzesi marketlerde orda şurda bulunabiliyor olmasına ragmen bana sanki brokoli hala sonbahar ile beraber geliyormuş gibi geliyor…
  • iki damla yagmur yagdı diye şair kesilen, “gözleri yaşlı istanbul, hüznüne kurban olam..” ya da “gözleri yaşlı, gönlü puslu, denizi tuzlu istanbul…”diye methiyeler dizmeye kalkan güzel kardeşlerim…lütfen ölün…rica ediyorum bi zahmet ölüverin…velev ki liseli de degilseniz, niye oksijen tüketiyorsunuz ki ?
  • kitap alma hızı kitap okuma hızımı geçmiş bir insanın yolu yol degildir …uyarmak lazım…hımmm..

 

nasıl farkedecek ki ?

“ulen şuraya gidelim dedik geldi, burda oturalım dedik geldi, şu şehire bu şehire gezi yapalım dedik geldi, yedik, içtik, gezdik, eğlendik ama iş açılmaya gelince ”aaa böyle hissettiğini hiç farketmemiştim.artık görüşmeyelim istersen” moduna geçti.daha nasıl farkedeceksin ki, yapmadığımız romantik atraksiyon kalmadı.bu kadar şeyi ahmete, mehmete, osmana, hamdiye yapsam okey masasını bırakıp parkta bahçede el ele verip gelecek planları yapıyor olurduk”

 

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.